12 Ağustos 2017 Cumartesi

BETON ÜZERİNDE SALLANMAK


DENİZİN ÜSTÜNDE SALLANMAK GİBİ DEĞİL


Kaç deprem yaşarsanız yaşayın bunun tecrübesi yok. Donup kalıyorsunuz. Süre uzayınca duvarlardan gelen sesler sizi panikletiyor. Devam ederse her şeyin üzerinize yıkılacağını biliyorsunuz. Eğer o durursa karma karışık bir duygu içerisinde hemen bulunduğunuz yeri terkediyorsunuz. Yaşam her şeye rağmen güzel. Ama nereye kaçarsanız kaçın  geleceğiniz yer aynı yer. Çünkü orada yaşıyorsunuz. 
Kimi zaman bir gösteride, bir eğlencede, yürürken, uyurken, otururken karşı karşıya kalıyorsunuz ve ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Öncesi ve sonrası yok ki sadece yaşanan o an var.

1998 Adana depremine evde yakalandım. Bir sene sonra 1999 İstanbul depremini evde yeğenimle telefonda konuşurken karşıladım. Daha sonra ki olan sarsıntıları hep oturduğum 7. katta karşıladım. Adana da tavanın dalga şeklinde oynaştığını ve bir türlü dışarıya çıkamadığımı hatırlıyorum. İstanbul da ise telefonla konuşurken koltuk üzerinde istem dışı hareketleri hatırlıyorum. Yeğenim telefonu kapatma dayı demişti. Perdenin altının tavana değdiğini gördüğüm an telefon dahil her şeyle iletişimimi bitirmiştim. Duvarda ki o hışırtı her şey bitti diyordu. Sallantı bittiğinde 5 dakika sonra aşağıdaydım. Basamakları kaçar kaçar atladım hatırlamıyorum. Aşağı katlarda oturanlar çağırmamıza rağmen gelmediler.  Bir süre sonra 7. kata çıktım ve oradan her zaman olduğu gibi işe gittim. Hayat devam ediyordu. Eğer eviniz yıkılmadı ve can kaybı yaşamadıysanız şanslısınız ve hayat deprem sonrası da öncesinde olduğu gibi devam ediyor. Hiç bir can kaybı yaşamamış ama televizyonu, raflarda ki ıvır zıvırı kırılmış insanları en acılı halleriyle dinlemek zorunda kalmıştık. Daha sonra yüzlerce can kaybını duyunca bu insanlar hangi duyguları bünyesinde yaşadı bilemem. Bu tür insanlar bencildir, kendinden başkasını düşünmezler. 
"Biliyong ya!"
Yukarıda ki cümle çok şey anlatır ama herkes anlamaz. Can kaybı yerine mal kaybı yaşamış kendini acındıracak derecede anlatan bu kişilere hep acımışımdır. Beklenmedik olaylar tanıdığınızı sandığınız insanları hiç tanımadığınızı gösterir. 

Bodrum'da artçılar devam ediyor. Anlayacağınız sallanmaya devam ediyoruz. 5'in üzerinde ve uzun sallantılarda korku yaşıyoruz. Kısa sürenler ise adeta okşuyor gibi. Bir süre sonra alışıyorsunuz. Çünkü yaşamınızın doğal bir parçası oluyor. 
Hayat devam ediyor.
 
Bu yazıyı yeğenimin sözüyle noktalamak istiyorum.
"Ya dayı gittiğin her yeri sallıyorsun, orada yaşayanları düşün ve Bodrum'a yerleşmekten vazgeç."
Bu da benden;
"Hahahahaha Hahahahahah".

NOT:
Yazıya eşlik eden resim bana ait bir yağlıboya çalışmasıdır.

Hiç yorum yok: