21 Haziran 2017 Çarşamba

HER YER KALABALIK


BEN İSE EVDEYİM

                     Kumbahçe 
                     Gümüşlük
                      Gümüşlük
                      Türkbükü

Bayram yaklaştı ya Bodrum kalabalıklaştı. 
Gerçi diğer zamanlarda da gözle görülecek bir kalabalık söz konusu artık. 
Bodrum'a gelenler bilir, girişi ile marina arasında ki  yolda trafik yaz-kış yoğundur. 
O yola giriyorsan acelen olamaz, bir yere yetişmek için gaza basman söz konusu olamaz, hele hele korna çalarak iki etrafı rahatsız etmek hiç olmaz. Sanki korna çalınca arabalar hareket etmeye başlıyor. 


                      Bodrum birası
                      Maya AZUCENA


Bu tarz aptal insanlar böyle tatil günlerinde daha bir artıyor. Paralelinde mekanları satın almışcasına davranan görgüsüz insanlar çoğalıyor. Bu durumlarda çoğunlukla dışarıya çıkmamayı yeğliyorum. Ya da kendimi Bodrum gecesine bırakır, kendi eğlenceme teslim olurum. 

                            Akyarlar 
              Giritli teyzenin yeri (İçmeler)
                           Ev hali

Kalabalık beni bunaltıyor. 
Dolayısıyla tenha yerlere atıyorum kendimi ya da havuz kenarında iPad'tan dergilerimi okuyarak güneşleniyorum. Sessiz, sakin ve güzel. 




Gündüz acıkan kediler ziyaretime geliyor. 
Onlarla meşgul oluyorum. 
Minnoşumun dışında balkonumu mekan tutan iki kardeş kedi var. İkisi de çok tatlı.
Minnoş bunlara alıştı, küsüp gitmiyor artık. 





Sitenin iki de bir hamile olan kedisi komşumun önayak olmasıyla torba barınak tarafından kısırlaştırıldı. Yavrular 3 ayı doldurmak üzere. 



Hayvan sevgisi bir başkaymış.
Kedileri gördükçe içim acıyor. Yaz bitiminde Bodrum sokaklarında bırakılmış bir çok güzel kedi-köpek olacak. Kimisi sokak hayatına uyum sağlayacak kimisi ölüp gidecek. Şu aralar ortalıkta bir çok yavru kedi var. Ürkek ve korkuyorlar. Gözleri kapanmak üzere olan bir tanesini kurtardık. Çoğunluğu kaçıyor. Bir yerlerde ölümünü bekleyecek. Ne diyelim doğanın kanunu. Yavrucakların kimseye zararı yok ama rahatsız olan oluyor. Canlılar içerisinde en zararlı olanı insan. İki etrafınıza bakmanız yeterli. 

                           Minnoş
                            Yaman
                            Püsküllü

Ben minnoşumla, yamanımla, püsküllümle mutluyum. Onlar bana sevgilerini veriyor ben de onlara. Önlerine bir kap mama koy yeterli. 
Sokak kedilerine mama veriyorsanız ve size alıştılarsa eğer, önce sevgi istiyorlar, mama sonra geliyor.



Bu ara  iki yılın ardından yağlıboya resim çalışmaya başladım. Özlemişim. Tamamlanmadı ama şu an ki durumunu paylaşayım istedim. 

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.


12 Mayıs 2017 Cuma

GEÇEN AYDAN


DÜŞÜNDÜKLERİM


Referandum öncesi evet oyu kullanılmasını isteyen siyasetçilerin ve ülkenin her vatandaşını kucaklaması gereken makam sahiplerinin hayır oyu kullanan vatandaşlarını suçladıkları şeylerden dolayı özür borçları var.
Evet bu insanların vatandaşlarından özür dilemesini bekliyorum. Aynı şeyleri 2019 seçimlerinde de umarım yapmazlar. Zaman kaybetmeden hemen uyum içinde çalışan MHP ve AKP bir araya gelip siyasi partiler ve seçim yasasını değiştirmeli. 
Milletvekillerini parti genel başkanları değil halk seçmeli. Şu an halk sadece parti lehine oy kullanmış oluyor. 
Gerçi bundan sonraki seçimlerde seçilen milletvekillerinin bir fonksiyonu kalmıyor ama olsun. Şimdi nasıl "KHK" lerle yönetiliyorsak aynen devam edilecek. Şu, bu, o anayasaya aykırı diye dillendiriliyor ama dinleyen kim? 
Kişilerin demokrasi ya da hukuk anlayışı değil evrensel demokrasi ve hukuk uygulanmalı. 
Bu arada parlementer sistemi referandum süresince (ki öncesinde de) yerden yere vuran
Başbakan'ın görevinden istifa edip 2019 seçimlerine kadar yerini başkasına devretmeli diye düşünüyorum. Gerçi bu sistemi kötüleyen birinin  niye Başbakan olmayı kabul ettiğini de anlamıyorum ya. 
Herhal 2019 da Cumhurbaşkanlığına aday olacak diyorum. 
Yoksa parlementer sistemin tıkanıklığını çözecek her olanağı elinde bulunduran bir insan bunun için neden bir şey yapmasın ki.

Başbakan bir konuşmasında ülkeyi yönetenlerin yargılanmasının zorlaştırılmasını ülke için yapılanların daha rahat, korkusuzca yapılması için diye tanımladı (aşağı yukarı böyle). 
Yanlış hatırlamıyorsam kanunsuz dinlemeler ayyuka çıktığında ve insanlar dinleniyorum diye seslerini yükselttiklerinde "yanlış bir şey yapmıyorsan dinlenmekten niye korkuyorsun?" gibi bir laf etmişti. Buradan yola çıkarak ülkenin yararına bir şey yapan insanın yargılanmaktan korkusu olmamalı. Dolayısıyla yargılama zorlaştırma yerine daha kolay hale getirilmelidir. 
Birinci kural olarak ülkenin yargısı bağımsız hale getirilmeli, siyasi otoritenin etkisinin olmayacağı bir sistem olmalı. Kanunlar açık ve net olmalı. 
Kişilere göre farklı farklı yorumu olmamalı. 
Aksi halde adalete olan güven her geçen gün azalmaya devam eder. Adalete güvenin olmadığı bir yerde ise kargaşa söz konusudur.

Son olarak her makamın saygınlığı vardır ve her insan da saygı duyar (duymalı) . Makama oturan kişinin saygınlığını ise makam değil kendi yaptıkları sağlar. 

NOT :
Konuya eşlik eden fotoğraf suluboya çalışmamdır.

18 Nisan 2017 Salı

BAHAR GELDİ


BAHÇE VE BALKONUM ÇİÇEK AÇTI




İki etraftan çiçek kokuları yayılmaya başladı.
Böyle bir ortamda yürüyüş yapmanın keyfini anlatamam.Zaman zaman yürüyüşüme ara verip bahçelerden sarkıp sokağa kokusunu salan çiçeklerle ruhumu güzelleştiririm.
Görüntü ve koku uzun süre belleğimde yerini alır.
Yürüyüşün sonunda ise bunlara mavinin her tür tonunu barındıran deniz ve bira eşlik eder.







Balkonumda ki her bir saksı da çiçek açtı.
Saksılar arasında kimi zaman minnoşum kimi zaman da ziyaretime gelen diğer kediler eşliğinde şarap içmeyi seviyorum.Resim çalışırken şimdilik hiç biri rahatsız etmiyor.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.

14 Mart 2017 Salı

ARKADAŞIM GÜLE GÜLE


ARKADAŞIM GÜLE GÜLE


Aziz'in;
"Arkadaşlar Sezai'yi maalesef kaybettik. 
Hepimizin başı sağ olsun."
mesajıyla allak bullak oldum.
Cahit Külebi'nin "hikaye" şiirini onunla bildim ve beraberinde bir çok şiiri.
Şiiri bana sevdirdi.O ve Aziz...
O yıllar Aziz Nesin,İlhan Selçuk,Oktay Akbal ve bir çok sevdiğim yazarı görüp bir merhaba demişsem ve adıma imzalı kitap almışsam bunların etkisi olmuştur.Böyle arkadaşlara sahip olmak ne hoş.
Sezai'nin üniversiteden mezun olduktan sonra Amerika'ya gittiğini biliyorum.
Ne yazık ki daha sonraları görüşemedik.
İki etrafımdaki insanlar da doyurucu haberler veremedi.Onlar da duyduklarını aktardı.

Daha çok gençtin be Sezai.
Her erken gidiş hayatta olanların beklenmedik bir zamanda gideceğini hatırlatıyor bana.
Her iki taraf için de üzücü.
Erken gitmek...
Aniden gitmek...

O kesik kesik gülüşün hala kulaklarımda...
Sevgiyle kucaklıyorum.
Güle güle arkadaşım.


NOT1 :
Diğer arkadaşlarımdan Sezai'nin akciğer kanserinden vefat ettiğini öğrendim.

NOT2 :
Her kitap satın aldığımda içinde muhakkak şiir kitabı olur.Şiir kitabı yoksa bir eksiklik hissederim.
Sevdiğin insanın yanında olmasını istersin ya aynı onun gibi.Bundan sonra her şiir kitabı alışımda seni anmadan geçmeyeceğim arkadaşım.

Cahit Külebi'nin "hikaye" isimli şiirini arkadaşımın anısına sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hikaye

Senin dudakların pembe 
Ellerin beyaz, 
Al tut ellerimi bebek 
Tut biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Ceviz ağaçları yoktu, 
Ben bu yüzden serinliğe hasretim 
Okşa biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Buğday tarlaları yoktu, 
Dağıt saçlarını bebek 
Savur biraz! 

Benim doğduğum köyleri 
Akşamları eşkıyalar basardı. 
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem 
Konuş biraz! 

Benim doğduğum köylerde 
Şimal rüzgarları eserdi, 
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır 
Öp biraz! 

Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! 
Benim doğduğum köyler de güzeldi, 
Sen de anlat doğduğun yerleri, 
Anlat biraz

CAHİT KÜLEBİ


(Şiirler ne kadar uzun olursa olsun ezberden okurdu.Ah arkadaşım ahh.)

 





28 Şubat 2017 Salı

HAYAT ORADA

HAYAT ORADA


1
işte hayat orada.
elini uzat.

2
sadece seyredeceğim.
bu benim seçimim.

3
oysa bir zamanlar hayatın içinde
neler neler yaşandı.
aşk,sevgi,tutku,arkadaşlık,dostluk,yalan,dolan...

yaşananlar insan hayatını şekillendirir.

4
hayatına aldığın insanı bir çırpıda hayatından atabilirsin.

onlar beni anlamadı ben de onları.

5
belki de gerçek yüzümüzü görmek istemedik.
gördüğümüz anda da büyü bozuldu.
artık hiç bir şey eskisi gibi değildi.
çabalamak da hiç bir şeyi değiştirmiyordu.

arkamı döndüm ve çekip gittim.
oynamak bana göre değildi.

6



NOT :
Fotoğraflar bana aittir  ve ikisi de suluboya portre çalışmamdır.



31 Aralık 2016 Cumartesi

OLDU GÖZLERİM DOLDU


YENİ YILA GİRERKEN BİR KAÇ KONU HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİM

Televizyon(TV) uzun süre izlemiyorum.
TRT müzik kanalında canlı yayınlanan Türk Sanat Müziği proğramlarını, Bloomberg ve belgesel kanallarını izlemek üzere TV'nu açıyorum. Gerçi her ne kadar böyle yazsam da  "acaba ne değişti" düşüncesiyle beni TV'dan soğutan haber kanallarında ki tartışma proğramlarına zaman zaman göz atarım. Hiç bir şeyin değişmediğini görmek ise beni üzer. Buna bir kaç örnek vermek isterim;
Bir gün bir haber kanalını açtığımda yapılan tartışmanın fetö terör örgütü ile ilgili olduğunu düşündüğüm proğramda konuşmacı milat olarak kabul edilmesi istenen 17-25 aralıkta ki hırsızlığın yok sayılamayacağından bahsetiyordu ki karşı tarafta bulunan kişi 
"yoksa sen fetöcü müsün?"
diyerek konuşmacının lafını kesti.
Bunu söyleyen kişi bir milletvekiliydi.
Halbuki o yanıtı vereceğine açıklamalarıyla karşısındakinin yanlış düşündüğünü gösterseydi. Hem tartıştığı insanı hem de TV başındaki izleyicileri tatmin etmiş olurdu.
Geçmişte "ergenokoncu musun?" diye konuşmacıların lafı kesilirdi şimdi de bu şekilde kesiliyor demek. Daha fazla tahammül edemeyip müzik kanalına geçtim.
Bir başka gün açtığımda hangi kanun olduğunu anlamadığım bir kanun maddesi tartışılıyordu.Avukat bir bey kanunun yanlışlarını söylüyordu ki karşı tarafta ki avukat hanım 
"bunları nasıl söylersiniz daha uygulanmadı ki. Belki uygulanmayacak."
diye sözünü kesti.
Avukat bey haklı olarak
"Hanımefendi kanunlar uygulanmak için çıkarılır."
dedi ama kadın daha önceki söylemine benzer bir şeyler zırvalamaya devam ediyordu ki hemen TRT müzik kanalına geçtim.
Geçmişte avukat bir bey bu hanımefendinin yerine proğramların gediklisiydi. Hatta bir gazeteciyi bir proğramda açık bir şekilde tehdit etmişti.
Ne bileyim misyonunu tamamlayan bir kenera mı çekiliyor ne.

Bir zamanlar azarlar bir şekilde bağırarak karşısında ki insanın konuşmasını engelleyen kişi siyasi bir proğramda görev yaparken şimdi spor proğramı yapıyor. Nasıl bir dönemden geçiyoruz anlaşılır gibi değil. Geçmişte tartışma proğramlarının gediklisi olan ve daha sonra kumpas olduğu ispatlanan davaları savunucu söylemlerde bulunan insanlar
"Hele bir durun mahkeme sonuçlansın, bu aceleniz neden?"
diye karşıda ki insanları sustururlardı.
Ölenler ve suçunun ne olduğunu bilmeksizin senelerce içeride yatanlar söz konusuydu.
Hukuk okumuş bu konuşmacıların benim gibi hukukun dışında bir mesleğe sahip olan insanlardan farklı düşünmesi gerekirdi.
Bunlardan biri bir komisyonun başına getirildi ki bu durum o komisyonu tartışılır duruma getirdi.
Diğeri ise yurt dışına kaçtı. Yukarıda ki cümleyi söylerken dudaklarında ki o alaycı mercan mercan tebessümünü unutamam.

TV'nun hayatımda olmaması bana bir şey kaybettirmiyor. TV'nu yukarıda verdiğim örnekler gibi ara ara 3-5 dakika seyretmek bile aldığım kararın doğruluğunu gösteriyor.
Ne haliniz varsa görün emi.

Günümüzde her olayda ismini sıkça duyduğumuz fetö terör örgütüyle alakalı olduğunu düşündüğüm bir konudan bahsetmeden geçemeyeceğim;
Bir zamanlar hükümette görev almış bir siyasetçi, bir belediye başkanı için
"Devletin arsasını örgüte parsel parsel sattı.
Filanca tarihte belgeleriyle açıklayacağım."
demişti. Acaba  bir T.C. savcısı bu beyefendinin elindeki belgeleri istedi mi?
Bu konuda bir şeyler yapılıyor mu?
Bir terör örgütüne devletin parasını ve malını peşkeş çekmek suç olsa gerek.
Kanunlarımızda da muhakkak bunun bir karşılığı vardır.
Bunun hesabı sorulmalı diyorum.
Aksi insanın kafasında soru işaretleri eksilmiyor.
Fetö terör örgütüne methiyeler düzüp, terör örgütüdür diyenleri farklı adlarla suçlayıp, kötü söze maruz bırakanlar hiç bir şey yapmamış gibi "aldatıldım, yanıldım" diyerek işin içinden sıyrıldı.
Sanki 13-14 yaşında çocuklardı.
Hepiniz yetişkin, aklı başında koskocaman insanlardınız be.
Kandırılacak yaşı çoktan geçmiştiniz.

Bugünün MHP'sine de bir kaç lafım olacak.
Emekli olmadan önce iş arkadaşları bir araya gelmiş konuşuyorduk. Konu; bir çok insanın geçmiş bir seçimde özveride bulunup  baraj altına düşmüş MHP'nin kurtulması için elverildiği zaman.
Ülkenin hayrına diye her aileden bir kişi oyunu MHP'ye vermişti.Bir arkadaş MHP'li olan arkadaşa
"Bu durumda CHP olsaydı aynı şeyi yapar mıydınız?"
diye sordu. O arkadaş
"Niye yapayım. Ben kendi partime oyumu veririm, onlara niye vereyim. Barajı aşamıyorlarsa bana ne."
dedi. Bu söz adeta MHP'yi özetliyor.
İçerisinde çok şey barındıran bir sözdür.
Vatanı kendi pencerelerinden seviyorlar.
Yaptıkları vatan için yanlış olsa da kendi açılarından doğruysa sakıncası yok.
Komisyondan geçen anayasa maddeleri haftalarca iktidar partisi ile MHP arasında görüşüldü. Sakıncalarını kendi hukukçuları göremedi mi?
Buradan anladığım şu;
Geri planda zaten anlaşılmıştı, göstermelik olarak da haftalarca görüşülüyormuş gibi yaptılar.
Yazıklar olsun.

Umarım 2017 hem ülkemiz hem de bizler için güzel geçer.

İYİ YILLAR.


 

19 Aralık 2016 Pazartesi

UTANIYORUM

"İSTİFA" DİYE BİR ŞEY VAR



Son çekilen fotoğraf.

Bilmeksizin hayata atılan son tebessümün kayıt altına alınması.

Sonra o gülüşün paramparça olup ülkenin her yerine dağılması.

Güle güle demeye içim elvermiyor.

Fotoğraf karesi gözümün önünde.Nasıl derim...


Bomba yüklü araçlar ülkenin her bir yerini istediği gibi geziyor.

Patladığında ülkeyi yönetenle bu ülkede yaşayan vatandaşı aynı anda duyuyor.Onlar da benim gibi üzüntülerini dile getiriyorlar.

Kalıplaşmış bildiğimiz lafları söyleyip duruyorlar.

Eee peki sorumlu kim?

Anlaşılan görevini yapmayan birileri var bir yerde.

Ama herkes bulunduğu yerde oturmaya devam ediyor.



UTANIYORUM


deniz solgun
güneş, bulutların arkasına gizlenmiş
yüzünü göstermeye utanıyor
tekneler suskun,
üzüntüsünü döküyor sallandıkça
kuşların kanadı kırık,
insanın olmadığı yere uçuyor
çığlıklar birbirine karışmış,
acı acının içinde
çoğalıyor
ve isyanım büyüyor

sevgiyi ne ara kaybettik?
insan olmaktan ne zaman vazgeçtik?
   (16/12/2016-Mahmut Yumru)

NOT :
Yukarıda ki fotoğraf sosyal medyada ki paylaşımlardan alıntılanmıştır.

14 Aralık 2016 Çarşamba

LANET OLSUN TERÖRE


LANET OLSUN TERÖRE



İçim acıyor, yüreğim parça parça.

Gencecik insanların hikayelerini dinledikçe üzüntüm katlanıyor.

Dayanamıyorum.

Neyi paylaşamıyoruz?

İnsan canına kıyacak kadar kendinden vazgeçmek niye?

Acı acılarla çoğalıyor.

Çığ gibi büyüyüp ülkenin her yerinden yükselen çığlıklara dönüşüyor.

Bir daha olmasın, tekrar tekrar bu acıları yaşamayalım.

Yukarıda ki resim geçmişten bir çalışmam.

Benzer bir olay sonrası yapmıştım.

İnşallah bir daha yaşamayız.

Ölenlere rahmet ailelerine de başsağlığı diliyorum.

Lanet olsun teröre.



NOT :
Yukarıda ki resim "GÖNDERME" isimli (yağlıboya, pilot kalem, kolaj) bir çalışmamdır.


9 Aralık 2016 Cuma

ŞİMDİ ORADA OLMAK VARDI


HAVA GÜZEL


Yürüyüş yolum nerden başlarsa başlasın sonu sahilde biter.Bugün de öyle oldu.Hava güzel.
Güneş ışınları aralık ayına inat vücuduma bahar sıcaklığını yaymakla meşgul.
Görüş alanımı alabildiğince dolduran deniz ise yatağa serilmiş çarşaf misali.
Üzerine atlayıp buruşturmak istiyorum.



Şimdi güneş ışınlarının deniz üzerinde ışıl ışıl oynaştığı o yerde olmak vardı.
Kanatlarım yok,uçamıyorum.
Ama hayallerim var.
Sessiz müziğime ayaklarım tempo tutarken ellerim vücudumda gezinen güneş ışınlarıyla sarmaş dolaş.
Müzik,dans,yaşam.


NOT :
Fotoğraflar ve video bana aittir.

9 Kasım 2016 Çarşamba

YOSUN KOKULU DENİZ


DENİZ MAVİSİ


Hayat bazen yağmur yağmazdan önce gökyüzüne çöken karabulut gibi üzerime çöker.O zaman kötü hissederim kendimi.
Ya resime sığınırım ya da Bodrum'un çiçek kokulu sokaklarına kendimi atarım.
Yosun kokusunu aldığınız sokakların sonunda deniz vardır.
Bir an önce kavuşmak istersiniz.
Çünkü deniz mavisinin içerisinde kaybolmak güzeldir.
Her zaman bir köşede karanlığı yıkan bir aydınlık vardır.O anı yakaladığımda ruhum ışıl ışıldır.
Bak ileride insanın içini ısıtan ışığı görüyor musun?
O zaman sen de bendensin.


NOT :
Fotoğraflar bana aittir.