30 Eylül 2017 Cumartesi

HAYVAN SEVGİSİ


HAYVAN SAHİBİ OLAN HER İNSAN HAYVAN SEVİYOR DEMEK DEĞİLDİR


Sosyal medya paylaşım sitelerinde hayvanlarla ilgili güzel paylaşımları keyifle ve mutlulukla izliyorum. Hayvanlara kötü davranan insanların videosuna, fotoğrafına bakmaya tahammül edemiyorum. Bu tür suçların cezası ağır olmalı. Küçük bir para cezasıyla kurtulmamalı olayı gerçekleştiren. Çünkü yapılan her ne olursa olsun bir canlıya yapılıyor. Yarın bir gün bu canlı, hayvan olmaz da insan olur. Nitekim bu konunun uzmanlarını dinlediğinizde hayvanla başlayan şiddet veya ölüm insanla son buluyor.

                             "Minnoş"

Sizlere kedilerimden bahsedeyim mi? 
"Minnoş" u biliyorsunuz, ilk göz ağrım. 
Diğer kedilerle yakınlığım sayesinde başladı. 
İki etrafımda kedi sayısı arttıkça onlar hakkında bir şey bilmediğimin farkına vardım. Bilgim arttıkça da onları daha iyi anlamaya başladım. Sevgi, isteklerinin başında geliyor. Yanınıza gelen her kediyi sizden mama istiyor sanmayın. Göz kırptığınızda onların da size (güvendiklerini göstermek için) nasıl göz kırptığını izleyin. Elinizi kendisine yaklaştırdığınızda size nasıl yanıt verdiğini gözlemleyin. Dost/düşman çok güzel ayırt ediyorlar. Dost gibi yaklaşıp düşmanca davranan insanları (canileri) bunun dışında tutuyorum. Bu insanları görünce onlardan uzak durun. Bir gün size de aynısını yapacaklardır. 

               "Minnoş" un ilk zamanları


       "Minnoş" la suluboya resim yaparken

Minnoş eve gelmiyor artık, tam bir sokak kedisi oldu. Sitedeki diğer kedilere sabah-akşam mama verdiğim saatlerde Minnoş da karşı evin bahçe duvarına oturup beni bekliyor. Önceleri istediği zaman eve geliyor açsa mama kabına mama yemeye gider, oyun oynamak istiyorsa yanıma gelir oynaşırdık. Gideceğim her yere götüreceğimi düşünürdüm. İnsan düşündüğü her şeyi eyleme dökemiyor. Site içerisinde mama verdiğim kediler Minnoş' a mama vermeye dışarı çıktığımda yavrusundan yetişkinine beni takip ediyor. Bu beni ve "Minnoş" u rahatsız ediyor. Tabii ikimizin de rahatsız olduğumuz alanlar farklı. Benim derdim iki bahçe arasındaki yol. Buradan arabalar çok hızlı geçiyor. Kediler ise yola birdenbire dalıyor. Biri arabanın altında kalacak diye ödüm kopuyor. Umarım buradan taşınıncaya kadar böyle bir olaya şahit olmam. Ahh Minnoş ahh. 
Ne var içeriye gelsen de beni bu eziyetten kurtarsan. 


Sağ ön patisi aksıyordu, çok küçüktü, belliki annesi terk etmişti. Her acıktığında geldi ciyak ciyak bağırdı. Üşenmedim saat kaç olursa olsun indim mama verdim. İlk önceleri kaçtı benden daha sonra yanımdan ayrılmadı. 
Şimdi böyleyiz.

                   "Yaman" ın ilk halleri

                   "Yaman" şimdiki hali

Evime taşındığımda buradaki kedilerle iletişimim kopacak. Onlar beni arayacaklar, ben ise hepsini özleyeceğim. "Yaman" mama saatleri dışında gün içerisinde illa beni görmeye gelir. Kapı kapalıysa farklı bir seslenişi var ki bu ses onu diğer kedilerden ayırır. "Püsküllü" karşıma geçip konuşmayı sever. Ben de ona eşlik ederim. "Mazlum" sessiz, sakin bir kedi. Gözümün içine bakar ve çağırmamı bekler. Çağırdığımda ise basamakları ikişer üçer atlayarak çıkar. Sessizce yanıma ilişir ve sevmemi bekler. "Pörtlek göz" le anlaşmamız biraz uzun sürdü. Bir kediyle kavgasında ön patisi yaralanmıştı. Yaklaşmama izin vermediği için yaranın iyileşmesinde bir faydam olmadı. Mama zamanı yukarıya çıkamadığı gibi diğer kedilerin arasına karışıp mama yemiyordu. Ona diğerlerinden ayrı bir yerde mama verdim. Bir süre sonra benden kaçmayı bıraktı. Patisi iyileştiğinde ilk yaptığı yanıma gelip ayaklarıma sürtünmek oldu. Sevmeme izin verdi. İsim taktığım bu kediler dışında isimsiz olanlar çoğunlukta. İsmi olanlar ilk baştan beri bir arada olduklarım diğerleri sitenin başka alanlarından sonra katılanlar. 

     "Püsküllü" ve arkadaki yavrusu "Midilli"



 Yukarıda kısırlaştırılan üç yavrunun ilk halleri

"Püsküllü" ile birlikte kısırlaştırdığım üç yavru sürekli balkondalar. Balkonda kahvemi ya da içkimi yudumlamak için oturduğumda hemen iki etrafımda yerlerini alırlar. Bunu gören diğerleri de eşlik etmeye başlarsa balkon sefamı bitiririm. Çünkü bir yerden sonra insanı bunaltıyor. 

                   Balkona çıkmaya gör


Gittiğim yerde yakın civarımda kedilere mama vermeyip kimsenin rahatsız olmayacağı boş bir alanda mama vermeye devam edeceğim. Oturduğum Sitede yazlıkçılar ve tatilçiler gitti, tüm kediler benim burada. Tamam kedileri seviyorum da bu kadarının fazla olduğunu düşünüyorum. Kapı tıkırtısını duysunlar nerden çıktıklarını anlamadan iki etrafıma doluşuyorlar. Merdivenden inerken birini ezmemek ve düşmemek için harcadığım çabayı görmelisiniz. Merdivenden yuvarlanmanın nelere mal olacağını bilirim. Birincide şanslıydım bir yerimi kırmadan atlattım. Vücudumdaki çizikler ve morluklar (inceden inceye sızı) bir aydan fazla sürede geçti. Tabii burada yanlışı yapan ben (yanlış olduğu da sorgulanır ya) . Her gün sabah akşam belirli saatlerde mama veren ben. O saatlerde doluşan onlar. Bir süre sonra bana alışıyorlar, mamadan sonra da bana yakın zamanlarını geçirmeye başlıyorlar. Onlar bana oyun yapıyor, ben onlara karşılık veriyorum. Bu andan sonra beni nerde görseler yanıma koşuyorlar. Esasında kimsede suç yok. 
Ahh keşke (hiç sevmem bu kelimeyi) bazı insanlar gibi arada sırada aklıma estiğinde mama verebilseydim. O zaman ne onlar ne ben bu derece yakınlaşırdık. Bu yazdıklarımdan ters bir şey çıkarılmasın. Kedileri sevin, sevmiyorsanızda kötü davranmayın. Onlar da sizler gibi yaşam hakkına sahip. 

           "Beyaz" la ilk tanıştığımız günler


                  "Beyaz" şimdi böyle

"Beyaz" ben nereye gidersem gidecek. 
Güzel anlaşıyoruz. Şartlanmam yok. Gideceği yeri benimsemesi önemli. Akıllı bir kız. 


Havuz kenarında tek başına gördüğüm andan itibaren sevdiğim, içimin ısındığı yavru erkek kedi. Sabah ve akşam ona mama götürdüğümde 
"hadi sen de diğerleri gibi eve gel." 
derken bir gün diğerlerinin arasında mama yerken gördüm. 

                              "Midilli"

         "Beyaz" ve "Midilli" oynarken

      "Midilli", "Beyaz" ın oyun arkadaşı

"Midilli", "Püsküllü" nün dört yavrusundan hayata tutunan tek yavrusu. Ayak boyu kısa olduğu için bu adı koydum. "Beyaz" ın oyun arkadaşı. İkisi güzel vakit geçiriyor. "Beyaz" sıkılınca eğer dışardaysalar onu bırakıp eve geliyor, yok içerdeyseler onu dışarıya çıkartıyor. 

Son söz olarak hayatınızın bir köşesinde bu güzel canlılara yer verin. Elinize, gönlünüze, ruhunuza dokunmasına müsade edin. 

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.
İçli dışlı olduğum kedilere iç ve dış parazit damlalarını yapıyorum. Her kediye yapmamın mümkünatı yok.

19 Eylül 2017 Salı

BODRUM' DA EYLÜL AYI


TATİL YAPILACAK EN GÜZEL AYLARDAN BİRİDİR



Yaz sıcağını yaşamak üzere gelen tatilciler ve yazlıkçılar sonbahara teslim olmaya başlayan Bodrum' u terketmeye başladı. Bodrum' un bu güzel günlerini bilen insanlar ise bilinçli bir şekilde tatil seçimlerini bu ay ve takip eden sonraki aylarda yapıyor. Bodrum merkez yazın yaşanan o bunaltıcı kalabalık kadar olmazsa da her daim kalabalık. Kimi insanlar kışın buraları sessiz, kimsenin olmadığı yerler olarak düşünür. Öyle de düşünsünler. Bodrum korna sesinden, gürültüden, bağrış-çağrıştan uzak sahil kasabası görünümünü alıyor demektir. Bodrum' u her şeyiyle seviyorum. Koşulsuz yerleşmem de ondandır. Zaten bir yere yerleşmeyi düşünüyorsanız onu her haliyle kabul etmeniz gerekir. Hayal etmekle gerçeği yaşamak birbirinden o kadar farklı ki...



Eylül ayı güneşinden ve denizinden yararlanmaya devam edilecek bir ay olmasının yanı sıra festivaller açısından bereketli bir aydır Bodrum için. Kimi festivaller aynı tarihlere denk geldiğinden proğramlar arasından seçim yapmak zorunda kalıyor insan. Bazen aylar öncesinden satışa sunulan bir festivalin biletini almak bir başka festivale gitmeyi engelliyor. Bu durumlarda boş bir güne denk gelen aktivitenin biri veya bir kaçı için bilet alabiliyorum. Tabii seçimimi oturduğum yere yakın mekanlardan yana yapıyorum. Ne bileyim bir konsere, bir gösteriye v.s. giderken kendimi yoracak yerleri tercih etmiyorum. Güzel bir etkinlik sonrası evime gidip o güzelliği sessiz sedasız içime sindirmeye çalışıyorum. Diğer türlü kendimi Bodrum gecelerine bırakıyorum. Dolayısıyla her türlü eve keyifli, güzel, mutlu, huzurlu bir şekilde gidiyorum. 




08/Eylül akşamı Bodrum Caz Festivalinin açılışını Sibel Köse ve Bodrum Oda Orkestrasının verdiği konserle yaptım. Güzel bir konserdi. Orkestranın verdiği konser izleyicileri coşturur nitelikteydi. Orkestranın kendi sanatçısı da güzel bir konser verdi. Keyifli bir akşamdı.



https://youtu.be/LUA8BMI8FH4


09/Eylül akşamı Bodrum Caz Festivali kapsamında Ayhan Sicimoğlu Bodrum kalesinde fırtına gibi esti. İzleyicileri coşturdu, oynattı, eğlendirdi. Hayret ilk defa bu konserde konserin bitiş şarkısında insanlar yerlerini terketmedi. Sadece daha rahat fotoğraf ve video çekmek üzere sahnenin önüne indiler. 



Konser bitmesine rağmen izleyici alkışlarıyla sanatçı ve grubunu bırakmadı. O saatten sonra herkes ayakta kimisi alkışla kimisi oynayarak kimisi çekim yaparak şarkılara eşlik etti. 



https://youtu.be/PQPBgwH3THw



10/Eylül akşamı Bodrum Caz Festivali kapsamında Karsu Dönmez Bodrum Kalesinde güzel bir konser verdi. Bildiğimiz popüler şarkılardan bir kaç tanesini de caza uyarlanmış şekilyle sundu. Konser bitiminde alkışlarla sahneye çağrılan sanatçı videoda ki şarkıyla proğramını bitirdi.  



https://youtu.be/qZK-oRzl1sk


13/Eylül akşamı Bodrum Kalesinde Bodrum Oda Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası tarafından "Klasiklerden Günümüze" konseri gerçekleştirildi. Hem orkestra ( Şef Nesrin Bayramoğulları ) hem de solistler ( Aydın Uştuk, Ayşe Şener, Beril Yürekli Er, Zafer Zencirli ) izleyenler tarafından alkış yağmuruna tutuldu. Bis bis...




14/Eylül'de Bach Bodrum Klasik Müzik Konserleri kapsamında Bodrum Kalesinde Jiri Barta, Nazlı Erdoğan, Prezioso String Quartet güzel bir akşam yaşattı. Bach Bodrum' da konserler dizisinden sadece bu konsere gidebildim. 




16/Eylül'de Bodrum Caz Festivali kapsamında Bodrum Kalesinde Jülide Özçelik vardı. Bu festivalin kapanışı 17/Eylül ama ben bu konserle kapanışı yaptım. Bach Bodrum Klasik Müzik Günleri ve Bodrum Caz Festivali kapsamında gittiğim konserler bunlar. 
Bodrum devaammmm. 


Festivallerle dolu bir Eylül ayı geçiyor. Hayatınıza bir sanat dalının dokunmasına müsade edin. İster izleyerek, ister dinleyerek, ister çizerek, ister çalarak, ister oynayarak... işte nasıl istiyorsanız öyle olsun. Yeterki siz kucak açın sanat sizi kucaklayacaktır.


NOT :
Fotoğraflar ve videolar bana aittir.

20 Ağustos 2017 Pazar

BODRUM'DA FESTİVALLER

 

BİR BAŞKA GÜZEL 


"Zorba"

"Zorba"


Bodrum'a yerleşmeden önce kimi tatillerimi bu festivallerden birine ayarlayıp biletimi önceden alırdım. Yerleştikten sonra ise alternatif çok olduğu için seçme şansına sahip oldum. Bu festivallerden  Bodrum bale festivali ( http://www.bodrumballetfestival.gov.tr/ )

24/Temmuz'da "Zorba" ile açılışını yaparak Bodrum kalesinde birbirinden güzel gösteriler izlememize neden oldu. "Zorba" nın bitimine doğru bazı seyircilerin saygısızca (ki ben buna terbiyesizlik diyorum) kalkıp kapıya doğru yönelmesine rağmen sanatçılar alkışlarla dört kere bis yaptı. Daha sonraki günler "cuba vibra", "uyuyan güzel", "gaya", "amore", "born to dance" gösterilerini keyifle izledik. Kimi gösteride müzik ile dansın uyumu harikaydı. 


"Cuba vibra"
"Uyuyan güzel"
"Uyuyan güzel"

Her gösteri sonunda alkışı hak eden topluluklara bunu çok görüp kapıya yönelen insanlar hem sanatçılara hem de izleyicilere saygısızlık (terbiyesizlik) yapıyor. Bu terbiyesizliği yapan insanların bu tür aktivitelerin insanı olmadığını düşünüyorum. En çok şaştığım şeylerden biri de erkenden kapıya yönelen insanların arasında destek olmadan tek başına yürüyemeyen ileri yaştaki insanlar. Yahu yerinizde oturun ortalık sakinleştiğinde istediğiniz gibi yürüyüp gidin. 

"Gaya"
"Gaya"

Yedi yaş ve üzeri çocuklarıyla gelen ailelere de bir iki şey söylemek istiyorum. Bu aileler bilet almadan önce gösterinin konusu ne, kaç saat sürecek diye bir araştırma yapmazlar mı? Aynı zamanda da dolmuşla gelenler gidecekleri yere en son dolmuş kaçta önceden öğrenmezler mi? Gösteri devam ederken kalkıp gitmeler hoş görüntü sergilemediği gibi izleyenlerin de gösteriden kopmalarına neden oluyor. Çocuklarla iki de bir tuvalete koşturanlara ne demeli. Bilet alırken kenardan değil de hep ortalardan alırlar. Çoğunluğu gelmiş olmak İçi̇n geliyor. Söyleyecek çok şey var ama neyse. 

"Amore"
"Amore"
"Amore"

Bale festivalinin son gösterisinin olduğu gün Turgutreis d marin de bu sene ki adıyla "Bodrum müzik festivali" (http://www.bodrummuzikfestivali.com/ ) 
başladı. Bu sene biletleri "mobilet" ten alıyordunuz. Parayı ödeyen siz oturacağınız yeri seçen "mobilet". D marin gişesinde seçme şansım olur düşüncesiyle sıcakta dolmuşa atlayıp Turgutreis'e gittim. Ne bileyim "biletix" de hiç değilse gişede yerimizi seçebiliyorduk. Bu sistemde öyle değilmiş. Buraya gelmişken biletlerimi alayım dedim. "Kombine 1", "kombine 2" ve Kerem Görsev konseri için 260₺ kredi kartından ödeme yaptım. Bilet çıktısı almayıp telefonuma ve mail adresime gelmesini istedim. Aradan üç gün geçmesine rağmen mesaj gelmedi. Destek hattına telefon ettim ve adıma bilet gözükmediğini söylediler. Durumu anlattım, araştıracaklarını söylediler. Tabii ertesi gün o sıcakta üşenmedim bileti aldığım gişeye gittim. Ödeme yaptığımı gösteren fişteki tarih ve saatten yola çıkarak o dakikalarda bilgisayarda bilet satılmamış gözüküyor. Telefon numaramı alıp merkeze bildireceklerini en kısa sürede telefon edeceklerini söylediler. Tabii farklı haftalarda ara ara üç kere destek hattını aradım "ne oldu" diye. 23 gün sonra yanlışlık olduğunu bilet alınmamış gözüktüğünü ve paramın kartıma iade edildiğini söylediler. Bu arada FGHI blokları dolmuş. Sahne önü ABCD blokları satışta olmadığından zaten buralardan bilet alamıyordunuz. Sistem en arkada ki bloklardan bilet verdiğinden vazgeçtim. Sahnedeki sanatçıları nokta şeklinde görmeye niyetim yok. Sanatlarını icra ederken çaldıkları müzik aletiyle bütünleşmelerini görmek ve o coşkuyu yaşamak isterim. Aksi halde evde plak ya da CD dinlemekten farkı ne? 

"Kerem Görsev"
"Kerem Görsev, Ferit Odman, Kağan Yıldız"

Dolayısıyla ben de Bodrum kalesinde gerçekleşecek Kerem Görsev konseri için bilet aldım. Her gün konser için Turgutreis'e dolmuşla gidip gelmek yoruyordu, bu da bahanesi oldu.
Daha uzak olan Gümüşlük festivaline ( http://www.gumuslukfestival.org/ ) de bu nedenle gitmiyordum. Oysa merkezde olan bir faaliyet saat kaçta biterse bitsin önemli değil. 
Nasılsa ev yürüme mesafesinde. 

"Born to dance"
"Born to dance"

Festival konserlerinden sonra isterseniz Bodrum gecelerine akar güzel anılarınıza yenilerini eklersiniz. Burası Bodrum her daim güzel, her daim keyifli, her daim fıkır fıkır, şıkır şıkırdır.

Bu festivaller bitse de arkasından başka başka festivaller başlıyor. Bodrum yaz dönemi ağırlıklı olmakla birlikte bütün yıl değişik festivallere ev sahipliği yapıyor. 

Sanatla iç içe yaşamanız dileklerimle.

NOT1 :
Bodrum Müzik Festivalinde bilet satışı "mobilet" tarafından yapıldı. Bir çok insanın şikayeti oturacağı yeri kendinin seçemeyip sistemin seçmesi. Bilette tek fiyat uygulanıyor. Sosyal medyada , 
" Bilet çoktan alındı ama biletin parasını ödeyen ben nereye oturacağımı seçen ise @mobilet .
#KeremGörsev #Bodrum "
diye bir yazı paylaştım. Bu yazıya Mobilet,
" Merhaba Mahmut Bey, koltuk seçiminde sistem boş olan en iyi yeri vermek üzere çalışmaktadır, anlayışınız için teşekkür ederiz. "
yanıtını verdi. Buna yanıt olarak,
" Böyle bir şeye anlayış göstermek mümkün olabilir mi? Sistemin değil benim seçtiğim yer en iyi yerdir. " 
şeklinde bir yazıyı paylaştım.

NOT2 :
Fotoğraflar bana aittir.









12 Ağustos 2017 Cumartesi

BETON ÜZERİNDE SALLANMAK


DENİZİN ÜSTÜNDE SALLANMAK GİBİ DEĞİL


Kaç deprem yaşarsanız yaşayın bunun tecrübesi yok. Donup kalıyorsunuz. Süre uzayınca duvarlardan gelen sesler sizi panikletiyor. Devam ederse her şeyin üzerinize yıkılacağını biliyorsunuz. Eğer durursa karma karışık bir duygu içerisinde hemen bulunduğunuz yeri terkediyorsunuz. Yaşam her şeye rağmen güzel. Ama nereye kaçarsanız kaçın  geleceğiniz yer aynı yer. Çünkü orada yaşıyorsunuz. 
Kimi zaman bir gösteride, bir eğlencede, yürürken, uyurken, otururken karşı karşıya kalıyorsunuz ve ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Öncesi ve sonrası yok ki sadece yaşanan o an var.

1998 Adana depremine evde yakalandım. Bir sene sonra 1999 İstanbul depremini evde yeğenimle telefonda konuşurken karşıladım. Daha sonra ki olan sarsıntıları hep oturduğum 7. katta karşıladım. Adana da tavanın dalga şeklinde oynaştığını ve bir türlü dışarıya çıkamadığımı hatırlıyorum. İstanbul da ise telefonla konuşurken koltuk üzerinde istem dışı hareketleri hatırlıyorum. Yeğenim telefonu kapatma dayı demişti. Perdenin altının tavana değdiğini gördüğüm an telefon dahil her şeyle iletişimimi bitirmiştim. Duvarda ki o hışırtı her şey bitti diyordu. Sallantı bittiğinde 5 dakika sonra aşağıdaydım. Basamakları kaçar kaçar atladım hatırlamıyorum. Aşağı katlarda oturanlar çağırmamıza rağmen gelmediler.  Bir süre sonra 7. kata çıktım ve oradan her zaman olduğu gibi işe gittim. Hayat devam ediyordu. Eğer eviniz yıkılmadı ve can kaybı yaşamadıysanız şanslısınız ve hayat deprem sonrası da öncesinde olduğu gibi devam ediyor. Hiç bir can kaybı yaşamamış ama televizyonu, raflarda ki ıvır zıvırı kırılmış insanları en acılı halleriyle dinlemek zorunda kalmıştık. Daha sonra yüzlerce can kaybını duyunca bu insanlar hangi duyguları bünyesinde yaşadı bilemem. Bu tür insanlar bencildir, kendinden başkasını düşünmezler. 
"Biliyong ya!"
Yukarıda ki cümle çok şey anlatır ama herkes anlamaz. Can kaybı yerine mal kaybı yaşamış kendini acındıracak derecede anlatan bu kişilere hep acımışımdır. Beklenmedik olaylar tanıdığınızı sandığınız insanları hiç tanımadığınızı gösterir. 

Bodrum'da artçılar devam ediyor. Anlayacağınız sallanmaya devam ediyoruz. 5'in üzerinde ve uzun sallantılarda korku yaşıyoruz. Kısa sürenler ise adeta okşuyor gibi. Bir süre sonra alışıyorsunuz. Çünkü yaşamınızın doğal bir parçası oluyor. 
Hayat devam ediyor.
 
Bu yazıyı yeğenimin sözüyle noktalamak istiyorum.
"Ya dayı gittiğin her yeri sallıyorsun, orada yaşayanları düşün ve Bodrum'a yerleşmekten vazgeç."
Bu da benden;
"Hahahahaha Hahahahahah".

NOT:
Yazıya eşlik eden resim bana ait bir yağlıboya çalışmasıdır.

12 Temmuz 2017 Çarşamba

İKİ KADIN


YAĞLIBOYA ÇALIŞMAM


Bodrum'da yaşamaya başladığımdan beri yağlıboya hiç çalışmamış, suluboya portre çalışmalarla yetinmiştim. Tercihimi bu yönde kullanmam balkonda rahat çalışmamdan kaynaklanıyordu. Yer olarak masa yeterliydi. 
Bu kış yağlıboya çalışmak istedim ve yukarıdaki çalışmanın taslağını hazırladım. Ayakta çalıştığımdan ortam rahat hareket edeceğim bir yer olmalı. Çiçek saksılarının kuşattığı balkon bana bu ortamı sağlayamadı. İçeride çalışmak ise sıktı. Bu durum bana bahçe katında oturmam gerekliliğini düşündürdü. Tabii şu an oturduğum yerdeki gibi bir bahçeden de bahsetmiyorum. Ağaç ve çiçeklerin ekili olduğu yerler dışında çoğunlukla beton. Ben bahçe gibi bahçeden bahsediyorum. Saksılara değil de toprağa çiçek ekebildiğim bahçeden. Her neyse "İKİ KADIN" isimli çalışmamı içim darala darala, sıkıla sıkıla anca bitirdim. 

NOT :
Fotoğraf bana aittir.
"İKİ KADIN" isimli yağlıboya çalışmamın fotoğrafıdır.


21 Haziran 2017 Çarşamba

HER YER KALABALIK


BEN İSE EVDEYİM

                     Kumbahçe 
                     Gümüşlük
                      Gümüşlük
                      Türkbükü

Bayram yaklaştı ya Bodrum kalabalıklaştı. 
Gerçi diğer zamanlarda da gözle görülecek bir kalabalık söz konusu artık. 
Bodrum'a gelenler bilir, girişi ile marina arasında ki  yolda trafik yaz-kış yoğundur. 
O yola giriyorsan acelen olamaz, bir yere yetişmek için gaza basman söz konusu olamaz, hele hele korna çalarak iki etrafı rahatsız etmek hiç olmaz. Sanki korna çalınca arabalar hareket etmeye başlıyor. 


                      Bodrum birası
                      Maya AZUCENA


Bu tarz aptal insanlar böyle tatil günlerinde daha bir artıyor. Paralelinde mekanları satın almışcasına davranan görgüsüz insanlar çoğalıyor. Bu durumlarda çoğunlukla dışarıya çıkmamayı yeğliyorum. Ya da kendimi Bodrum gecesine bırakır, kendi eğlenceme teslim olurum. 

                            Akyarlar 
              Giritli teyzenin yeri (İçmeler)
                           Ev hali

Kalabalık beni bunaltıyor. 
Dolayısıyla tenha yerlere atıyorum kendimi ya da havuz kenarında iPad'tan dergilerimi okuyarak güneşleniyorum. Sessiz, sakin ve güzel. 




Gündüz acıkan kediler ziyaretime geliyor. 
Onlarla meşgul oluyorum. 
Minnoşumun dışında balkonumu mekan tutan iki kardeş kedi var. İkisi de çok tatlı.
Minnoş bunlara alıştı, küsüp gitmiyor artık. 





Sitenin iki de bir hamile olan kedisi komşumun önayak olmasıyla torba barınak tarafından kısırlaştırıldı. Yavrular 3 ayı doldurmak üzere. 



Hayvan sevgisi bir başkaymış.
Kedileri gördükçe içim acıyor. Yaz bitiminde Bodrum sokaklarında bırakılmış bir çok güzel kedi-köpek olacak. Kimisi sokak hayatına uyum sağlayacak kimisi ölüp gidecek. Şu aralar ortalıkta bir çok yavru kedi var. Ürkek ve korkuyorlar. Gözleri kapanmak üzere olan bir tanesini kurtardık. Çoğunluğu kaçıyor. Bir yerlerde ölümünü bekleyecek. Ne diyelim doğanın kanunu. Yavrucakların kimseye zararı yok ama rahatsız olan oluyor. Canlılar içerisinde en zararlı olanı insan. İki etrafınıza bakmanız yeterli. 

                           Minnoş
                            Yaman
                            Püsküllü

Ben minnoşumla, yamanımla, püsküllümle mutluyum. Onlar bana sevgilerini veriyor ben de onlara. Önlerine bir kap mama koy yeterli. 
Sokak kedilerine mama veriyorsanız ve size alıştılarsa eğer, önce sevgi istiyorlar, mama sonra geliyor.



Bu ara  iki yılın ardından yağlıboya resim çalışmaya başladım. Özlemişim. Tamamlanmadı ama şu an ki durumunu paylaşayım istedim. 

NOT :
Fotoğraflar bana aittir.